Orhan Veli şiirleri


DALGACI MAHMUT İşim gücüm budur benim, Gökyüzünü boyarım her sabah, Hepiniz uykudayken. Uyanır bakarsınız ki mavi. Deniz yırtılır kimi zaman, Bilmezsiniz kim diker; Ben dikerim. Dalga geçerim kimi zaman da, O da benim vazifem; Bir baş düşünürüm başımda, Bir mide düşünürüm midemde, Bir ayak düşünürüm ayağımda, Ne halt edeceğimi bilemem. Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * ŞÖFORÜN KARISI Şöforun karısı, kıyma bana; El etme öyle pencereden, Soyunup dökünüp; Senin, eniştende gözün var; Benimse gençliğim var; Mapuslarda çürüyemem; Başımı belaya sokma benim; Kıyma bana. Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * ŞANOLU ŞİİR Kadehlerin biri gelir, biri gider, Mezeler çeşit çeşit; Bir sevdiğim şanoda şarkı söyler; Biri yanıbaşımda, İçer içer, ötekini kıskanır. Kıskanma, güzelim kıskanma; Senin yerin başka, Onun yeri başka. Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * İş Olsun Diye Bütün güzel kadınlar zannettiler ki Aşk üzerine yazdığım her şiir Kendileri için yazılmıştır. Bense daima üzüntüsünü çektim Onları iş olsun diye yazdığımı Bilmenin. Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * MACERA Küçüktüm,küçücüktüm, Oltayı attım denize; Bir üşüşüverdi balıklar, Denizi gördüm. Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı; Kuyruğu ebemkuşağı renginde; Bir salıverdim gökyüzüne; Gökyüzünü gördüm. Büyüdüm işsiz kaldım, aç kaldım; Para kazanmak gerekti; Girdim insanların içine, İnsanları gördüm. Ne yardan geçerim, ne serden; Ne denizlerden, ne gökyüzünden ama Bırakmıyor son gördüğüm, Bırakmıyor geçim derdi. Oymuş, diyorum, zavallı şairin Görüp göreceği... Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * Eskiler Alıyorum Eskiler alıyorum Alıp yıldız yapıyorum Musiki ruhun gıdasıdır Musikiye bayılıyorum Şiir yazıyorum Şiir yazıp eskiler alıyorum Eskiler verip Musikiler alıyorum Bir de rakı şişesinde balık olsam Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * DENİZ KIZI Denizden yeni mi çıkmıştı, neydi; Saçları, dudakları Deniz koktu sabaha kadar; Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi. Yoksuldu, biliyorum -Ama boyuna da yoksulluk sözü edilmez ya- Kulağımın dibinde, yavaş yavaş, Aşk türküleri söyledi. Neler görmüş, neler öğrenmişti kimbilir, Denizle boğaz boğaza geçen hayatında! Ağ yamamak, ağ atmak, ağ toplamak, Olta yapmak, yem çıkarmak, kayık temizlemek. Dikenli balıkları hatırlatmak için Elleri ellerime değdi. O gece gördüm, onun gözlerinde gördüm; Gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde! Onun saçları öğretti bana dalgayı; Çalkandım durdum rüyalar içinde... Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * İSTANBUL TÜRKÜSÜ İstanbul'da Boğaziçi'nde, Bir fakir Orhan Veli'yim; Veli'nin oğluyum, Tarifsiz kederler içinde. O Rumelihisarı'na oturmuşum; Oturmuş da bir türkü tutturmuşum; "İstanbulun mermer taşları; Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları; Gözlerimden boşanır hicran yaşları; Edalı'm, Senin yüzünden bu halim." "İstanbulun orta yeri sinama; Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; El konuşur, sevişirmiş; bana ne? Sevdalı'm, Boynuna vebalim!" İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim; Bir fakir Orhan Veli; Veli'nin oğlu; Tarifsiz kederler içindeyim... Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * SÖZ Aynada başka güzelsin , Yatakta başka ; Aldırma söz olur diye ; Tak takıştır , Sür sürüştür ; İnadına gel, Piyasa vakti , Muhallebiciye . Söz olurmuş , Olsun ; Dostum değil misin ? Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * HÜRRİYETE DOĞRU Gün doğmadan , Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola . Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında İçinde bir iş görmenin saadeti , Gideceksin , Gideceksin ırıpların çalkantısında . Balıklar çıkacak yoluna , karşıcı Sevineceksin . Ağları silkeledikçe Deniz gelecek eline pul pul Ruhları sustuğu vakit martıların , Kayalıklardaki mezarlarında , Birden , Bir kıyamettir kopacak ufuklarda Denizkızları mı dersin , kuşlar mı dersin , Bayramlar seyranlar mı dersin , şenlikler cümbüşler mi ? Gelin alayları , teller , duvaklar , donanmalar mı ? Heeeey ! Ne duruyorsun be , at kendini denize Geride bekliyenin varmış , aldırma . Görmüyor musun , her yanda hürriyet , Yelken ol , kürek ol , dümen ol , balık ol , su ol , Git gidebildiğin yere... Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * GÜN OLUR Gün olur, alır başımı giderim, Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra. Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; Çiçekler gürültüyle açar; Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar, Her bir tüylerinde ayrı telaş!... Gün olur, başıma kadar mavi; Gün olur başıma kadar güneş; Gün olur, deli gibi... Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * ÖLÜME YAKIN Akşamüstüne doğru, kış vakti; Bir hasta odasının penceresinde; Yalnız bende değil yalnızlık hali; Deniz de karanlık, gökyüzü de; Bir acayip, kuşların hali. Bakma fakirmişim, kimsesizmişim; - Akşamüstüne doğru, kış vakti - Benim de sevdalar geçti başımdan. Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış; Zamanla anlıyor insan dünyayı. Ölürüz diye mi üzülüyoruz? Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada Kötülükten gayri? Ölünce kirlerimizden temizlenir, Ölünce biz de iyi adam oluruz; Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış, Hepsini unuturuz... Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * DALGA I Mesut sanmak için kendimi Ne kağıt isterim, ne kalem; Dalar giderim mavisinden içeri Karşımda duran resmin. Giderim, deniz çeker; Deniz çeker, dünya tutar. İçkiye benzer bir şey mi var, Bir şey mi var ki havada Deli eder insanı, sarhoş eder? Bilirim, yalan, hepsi yalan; Taka olduğum, tekne oldugum yalan; Suların kaburgalarımdaki serinliği, İskotada uğuldayan rüzgâr, Haftalarca dinmeyen motor sesi, Yalan. Ama gene de, Gene de güzel günler geçirebilirim; Geçirebilirim bu mâvilikte, Suda yüzen karpuz kabuğundan farksız, Ağacın gökyüzüne vuran aksinden, Her sabah erikleri saran buğudan, Buğudan, sisten, ışıktan, kokudan.. II Ne kâğıt yeter ne kalem Mesut sanmam için kendimi. Bunların hepsi.. Hepsi fasafiso. Ne takayım , ne tekneyim. Öyle bir yerde olmalıyım, Öyle bir yerde olmalıyım ki, Ne karpuz kabuğu gibi, Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi, İnsan gibi... Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * GÜZEL HAVALAR Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti. Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * GÜLÜMSÜYORUM sokakta giderken,kendi kendime gülümsediğimin farkına vardığım anlarda insanların beni deli zannedeceğini düşünüp daha çok gülümsüyorum... Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) * Aşk Resmi Geçidi Birincisi o incecik, o dal gibi kız, Şimdi galiba bir tüccar karısı. Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir. Ama yine de görmeyi çok isterim, Kolay mı? İlk göz ağrısı. İkincisi Münevver Abla, benden büyük Yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları Gülmekten katılırdı, okudukça. Bense bugünmüş gibi utanırım O mektupları hatırladıkça. .............. çıkar .............. dururduk mahallede ......................... halde ............ yan yana yazılırdı duvarlara ................... yangın yerlerinde. Dördüncüsü azgın bir kadın, Açık saçık şeyler anlatırdı bana. Bir gün de önümde soyunuverdi Yıllar geçti aradan, unutamadım, Kaç defa rüyama girdi. Beşinciyi geçip altıncıya geldim. Onun adı da Nurinnisa. Ah güzelim Ah esmerim Ah Canımın içi Nurinnisa. Yedincisi, Aliye, kibar bir kadın. Ama ben pek varamadım tadına. Bütün kibar kadınlar gibi Küpe fiyatına, kürk fiyatına. Sekizinci de o bokun soyu. Elin karısında namus ara, Kendinde arandı mı küplere bin. Üstelik ....... Yalanın düzenin bini bir para. Ayten'di dokuzuncunun adı. İş başında şunun bunun esiri, Ama bardan çıktı mı, Kiminle isterse onunla yatar. Onuncusu akıllı çıktı ....... gitti ......... Ama haksız da değildi hani. Sevişmek zenginlerin harcıymış İşsizlerin harcıymış. İki gönül bir olunca Samanlik seyranmış ama, İki çıplak da, olsa olsa, Bir hamama yakışırmış. İşine bağlı bir kadındı on birinci, Hoş, olmasın da ne yapsın, Bir zalimin yanında gündelikçi. .........leksandra Geceleri odama gelir, Sabahlara kadar kalır. Konyak içer sarhoş olur, Sabahı da işbaşı yapardı şafakla. Gelelim sonuncuya. Hiçbirine bağlanmadım Ona bağlandığım kadar. Sade kadın değil, insan. Ne kibarlık budalası, Ne malda mülkte gözü var. Hür olsak der, Eşit olsak der. İnsanları sevmesini bilir Yaşamayı sevdiği kadar. Orhan Veli KANIK (1914 - 1950) (Bu şiiri ölümünden sonra diş fırçasına sarılı bulunduğu için bazı yerleri okunamamış ve .... şeklinde gösterilmiştir.)